AKSAGÜLLERİ HİZMET NİMETDİR

HAYAT SEVGİ VE UMUT PAYLAŞMAKTIR BİZ HAYATI PAYLAŞMAK GAYRETİNDEYİZ
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Hz Ebubekir (R.a)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
aksagülleri
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 93
Kayıt tarihi : 18/09/08
Nerden : mersin /tarsus

MesajKonu: Hz Ebubekir (R.a)   6/11/2008, 11:04


Hazreti Ebûbekr -radiyallahu anh-

Mekke'de Kureyş kabilesinin "Teym" kolundandı. Kureyş içinde yüksek mevkii vardı. Herkes, kendisini sever, sözü tutulurdu. Babası: Osman (künyesi: Ebû Kuhâfe) idi. Hem baba tarafından, hem de anası (Ümmülhayr) tarafından sülâlesi: Peygamberin sülâlesiyle, "Mürre"de birleşir. Rasûl-i Ekrem'den iki yaş küçüktü. iki sene fazla yaşadı. Hazreti Peygamber gibi, altmışüç yaşında vefat etti: (13/634). Soy (neseb) ilminde çok ileriydi. Cahiliyyet devrinde, kan dâvalarında hakem olur, herkes Ebûbekrin verdiği hükümlere itaat ederdi. Ticaretle uğraşırdı. Bu sayede çok zengin olmuştu. İslâmdan önce, Hazreti Peygamber de ticaretle iştigal ettikleri için Ebûbekrle dostlukları bu ticaret devresinde başlamıştı.
Muhaddislerden ibn-i Sa'din rivâyetine göre, Ebûbekr, İslâma girdiği zaman, kırk-bin dirhem sermayesi vardı. Bu servetinin büyük bir kısmını, müslümanlık uğrunda sarfetti. Müslümanlığı kabul ettikleri için, türlü işkenceler altında inleyen yedi tane (kadın ve erkek) cariye ve köleyi sahiplerinden satın alarak azad etmiş olması unutulmaz iyiliklerindendi. Buhâri'ye göre, bir iki defa da Rasûl-i Ekremi müşriklerin elinden kurtarmıştı. Zekâsıyla, puta tapıcılığın kötülüğünü anlamış, putlara hiç tapmamış, ağzına-bir damla bile içki koymamıştı.
Hazreti Ebûbekrin adı. Abdullah idi. Bu ismi kendisine, Rasûl-i Ekrem vermişti. Fakat, müslümanlar arasında "Ebûbekr" künyesiyle tanındığı için, "Abdullah" adı unutulmuştur. İlk evlâdına nisbetle "Ebûbekr" künyesini aldığı gibi, İslâm dinini kabul ederken, hiç tereddüt göstermemiş ve Rasûl-i Ekrem'in mi'racını duyar duymaz hemen tasdik eylemiş olduğu için, kendisine "Sıddîk" denilmişti. Kızı Hazreti Âişeyi Rasûl-i Ekrem'e nikâhlayarak akrabalık bağlarıyla bağlandığı gibi, Peygamberimize İslâm dâvasında yaptığı yardım, insan gücünün üstündeydi.
Ebûbekr -radıyallahu anh- Kur'ân'a aşıktı. Çok güzel okur ve okurken ağlardı. Her âyeti anlar, anlamadığını da Râsûl-i Ekrem'e sorardı. Büyük Hicret günü Hz. Ebûbekr, Medine'ye Rasûl-i Ekremle birlikte bir deve üstünde, hicret etti. Medine devrinde: müşriklerle, yahudilerle, hristiyanlarla yapılan bütün gazalarda Ashâbiyle istişareler yaparken Rasûl-i Ekrem, Hz. Ebûbekri sağına, Hz. Ömer'i soluna alır, önce bunların reyini sorardı. O hiç şüphesiz, ashâbın en âlimiydi. İslâmî hacc farz kılındığı zaman, Rasûl-i Ekrem, onu Hacc Emîri yaptı, Mekke'ye gönderdi. Hastalığı zamanı, "Câmie açılan, Ebübekrin kapısından başka bütün kapıları kapatınız!" emrini verdi. Sıhhati sonraları müsaade etmediği için, câmie çıkamaz olunca, üç defa:
- Söyleyin Ebûbekre, cemaate namaz kıldırsın! Emrini tekrarladı. Hz. Ebûbekr de, Peygamberin yerine üç gün (17 vakit) imamlık yaptı. Ashâba namaz kıldırdı. Bir defasında, Rasûl-i Ekrem, oturduğu yerde Hz. Ebûbekrin arkasında namaz bile kıldı. Resûlullahın vefatı münasebetiyle, münafıkların dedikoduları Medine havasını bulandırmıştı. Böyle buhranlı bir sırada.soğukkanlılığını muhafaza eden yalnız Ebûbekr oldu. Doğru kızı Âişenin odasına gitti. Rasûl-i Ekrem'in yüzünü açtı. Ağlıyarak iki gözünün arasını hürmetle öptü. Ailesini tesellî etti ve Mescide geldi; bir hutbe okudu:
- Ey Nâs: içinizde Muhammed'e tapanlar varsa, iyi bilsin ki Muhammed ölmüş-tür. Allah'a ibâdet edenler varsa, iyi bilsin ki Allah bâkîdir, aslâ ölmez!" dedi ve ashâbın heyecanını teskin etti. Aynı gün, halife seçiminde pek ileri gitmiş olan "Ensâr"ı tehlikeli yoldan çevirdiği gibi, İslâm birliğinin parçalanmasına da meydan vermedi. Kendisi de ittifaklâ, müslümanların ilk halifesi seçildi. Hazreti Muhammedden sonra, "Sâbikûn-i İslâm" denilen, Mekkeli ilk sekiz müslümanın birincisiydi. "Aşere-i Mübeşşere" nin (yani dünyadayken, cennetlik oldukları kendilerine müjdelenen on zâtın) de, "Hu0efâ-i Râşidîn"in (yani ilk beş büyük halîfenin) de ilki oldu. Devlet reisi seçildiği zaman, müslümanlık büyük bir buhran geçiriyordu. Arab yarımadasında yer yer yalancı peygamberler türedi. Tehlikeli ayaklanmalar baş gösterdi. Fakat, bu tehlikeler karşısında Ebûbekr, zerre kadar yılgınlık göstermemişti. Rasûl-i Ekrem'in ölümünden bir iki ay sonra çıkan bütün irtica (İslâma karşı ayaklanma) ve irtidad (dinden çıkma) hareketleri yıldırım sür'atiyle bastırıldı. İslâm birliği tekrar kuruldu.
Kur'ân-ı Kerîmin âyetlerini, ilk olarak toplatan Hz. Ebûbekr "Câmiul Kur'ân = Kur'ânı toplatan" şerefini kazandı. ilk defa kurduğu devlette "İslâmî siyaset" güttü. Kur'ânı "Anayasa" olarak tatbik eyledi. Bütün işlerinde adaleti hâkim kıldı. Halka yardımdan zevk duyardı.
Son derece sade yaşardı. Devlet reisi sıfatiyle Beytülmâl (mâliye)den kendisine verilen günde iki dirhem (gümüş) nafakayla geçindiği için, öldüğü zaman hiç parası çıkmadı. Ebûbekr, ibâdet ederken, namazını son derece hudû' ve huşû' ile kılar. daima Kur'ân okur, bütün dînî farîzalarını tam bir hulûs ile yerine getirirdi. Hacı Zıhnî Efendi, merhûm, "Elhakâik" adındaki kitabında Hz. Ebûbekrin, Rasûl-i Ekremden 142 hadîs rivâyet etmiş olduğunu yazmaktadır. (C: 1, S: 71). Cenazesi, Rasûl-i Ekrem'in "Hücre-i Saâdet" denilen türbesine gömüldü.

_________________

RASULÜN
CANI YANMIŞ...BENİM CANIM MI TATLI...

Bitmeyen çiledir sonunda ayrılık olsada kavuşmak...Fakat en kötüsü YaRaB yanındayken uzak olmak....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://aksagulleri.forumotion.com
 
Hz Ebubekir (R.a)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKSAGÜLLERİ HİZMET NİMETDİR :: HAYATÜS'SAHABE (SAHABELERİMİZ) :: ONLAR ÖNDELER,ONLAR ÖNCÜLER-
Buraya geçin: